İyi Kalpli Seri Katil

Rüzgarın çöp varilinden düşürdüğü kola kutusunun, metalik tıkırtısıyla gözlerim açılı verdi. Enfes çürük meyve, küflü ekmek, yanık plastik, dışkı, çamaşır kokularını ciğerimin diplerine kadar çekerek doğruldum. Sabah mahmurluğunu atmak için bütün vücudumu bir yay gibi gerdim. İlk aklıma gelen akşam yenen ağır yemeğin ekşi pişmanlığını hafifletmek için su içmekti. Dilimle sakallarımı şöyle bir silip, yere…

Hazar’da Bir Düş Mühendisi

Yıl 2010, Hazar denizi kıyısında bir sahil kasabasındayım. Sebebi küresel ısınma mı, yoksa daha öncekiler gibi bir yaz mı, bilemiyorum ama hava çok sıcak. Çok şükür ki tükenmek bilmeyen Sibirya rüzgarları, ılık bir meltem dokunduruyor siyah, beyaz, kahve rengi ve sarı tenlerimize. Dünyanın dört bir yanından geldik buraya. Hazar’daki petrol için, ekmek için… Bir Düş…

Göz Kapaklarımın Arkasından

Biz yazarçizerler göz kapaklarımızın ardında, başka bir dünyayı yaşarız. Periler sardı mı etrafımızı dünyaya siyah bir perde çeker, kafatasımızın çevrelediği başka ve aydınlık bir yerlere dalı veririz. Düş mühendisinin, düşler ülkesidir orası. Orda aranan, özlenen ve sevilen her şey duygu, aşk, merhamet, dürüstlük fazlasıyla abartısıyla vardır. Ve orda tiksinilen, iğrenilen ve nefret edilen her şey…

ET

Ergenliğe yeni girilen zamanlar… Çocuk masumluğu ve o çağların azgınlığı bir birine karışmıştır. Arkadaşların gazıyla veya şeytanın girdabına kapılıp, şu üç film birden oynatılan sinemaya gidilir. Birçok genç erkek için oralarda başlıyor, şeytanla ve vicdan azabıyla tanışma. Öğreniyorsun ki kız ve erkek ilişkisi sadece bir ceylan bakışı, iki yüreğin dörtnala atışı veya pamuk ellere dokunduğunda,…

THE DÖNGÜ

Karış karış karışmış aklı halkın, neye inansın, kime inansın. Var olma savaşında nakış nakış insan büyüten anne, hayatı yara yara geçim derdinde baba, yani halk ahtapot kollu düşünceler içinde. Birileri darbeci, birileri anti laik, türbanlı, açık, o tarafta, bu tarafta bir çekişme bir yenişme ortamı… Kimin eli kimin cebinde? Kim haklı demokrat firavunlar mı, aristokrat…

Biraz’da Magazin

Havaların sıcağından ve Türkiye’nin buhranlarından bunalan ben, vurdum kendimi düm düz, düpe düz yollara ve sürdüm kendimi Bodrum’un kumlarına. Tabiiiki yıllardır parmağının ucunu bile denize sokmaya fırsat bulamadığımdan, yine sanal bir tatile çıkardım kendimi. Medyanın magazin sularında biraz serinlemek gibi bir tatil. Mesleğim gereği acısı, tatlısıyla, haklısı, haksızıyla gündemi izlemek zorunda olduğumdan, abidik gubidik ve…

AŞK BULAŞIĞI VE NOSTALJİ

Modernizmin birçok şeyi gibi, aşkları da öyle naylon hale gelmiş ki, vurayım diyorum kendimi köyümün yollarına ve bulayım diyorum orada lezzeti, taş fırınında, bahçe salatasında ve durulayım diyorum kara gözlü bir köylü kızında. Evet, modern hayatın avantajlarının bedeli çok ağır ödeniyor. İşler iyi gitmeyince veya aldatılınca sisteme sövüp sayan, her şey yolunda iken kaymağını yiyen…

ARABALI SOKAK ÇOCUĞU

Zenginlik araba sahibi olmak değilmiş. Şimdilerde küçük taksitlerle araba almayanı dövüyorlar. Benimde bir zamanlar bu yöntemle bir arabam olmuştu, çelik dostum, kedi bakışlım. Araba almak önemli değil, asıl mesele onun karnını doyurmak, sırtını sıvazlamak, moralini yüksek tutmak, devlete olan kiralarını ödeyebilmek, hastalandığında bakmakmış. Benzin fiyatı neredeyse sucuk fiyatına yaklaşmışken sürekli kullandığınızda ev kirasından farklı değil.…

ANLAMAK İÇİN ANLAMSIZ SORULAR SORMALI

Hayatı anlamak için değil midir, yenilgiler, galibiyetler, bitişler, yeniden oluşlar, acılar, sevinçler, var oluşlar, dalıp gitmeler, düşünmeler, üşenmeden sorgulayışlar, düşünmeden horlayışlar, zoraki ezilişler, zevkle büzülüşler, haykırışlar, meydan okumalar? Neden anlamsız gelir hayat, mide kazıntısına tuz biber ekerken? Neden rehavet sarar mide şişkinliğinden, zevk pişkinliğinden sonra? Düşünürsün, nereden geldim, nerdeyim, nereye gidiyorum? Neden Dünya’ya geldim, öncesinde…